30 Ocak 2014 Perşembe

Geç kalmaktan korkanlar - Gelecek korkusu - Gelecek, Gelecekte kurulmaz

geç kalmaktan korkanlar, insanlar işe geç kalmaktan, hastaneye geç kalmaktan, randevularına geç kalmaktan korkarlar. Geç kalmanın her ortamda bir bedeli vardır, arkadaşlara geç kalınca çayları ödersiniz yada bir kaç konuşmada dalga konusu olursunuz. Hastaneye geç kalırsınız, sıra beklersiniz. İşe geç kalırsınız, patrondan azar yersiniz.

Peki ya bedelini tam olarak nasıl ödediğimizi bilmediğimiz için hep normalden daha fazla korku yaratan geç kalmışlıklarımız ? Evet, yarına geç kalmaktan korkanlarımız.

Yarına geç kalmak  yarını yaşayamamaktır, yarını düşündüğümüz gibi yaşayamamaktır. Bu yüzden hiç bir şeyi kaçırmak istemez geç kalmaktan korkanlar. Hasta olunca hemen iyileşmek isterler, randevuya gecikince neler kaçırdıkları akıllarına gelir. 10 dakika daha beklememek için biraz daha hızlı yürürler, otobüs beklemez ne de olsa...

Peki, hepsi bir kenara geleceğe geç kalmamak isteyenler nasıl bir korku yaşar ?



Gelecek korkusu, başlamışsa ve düzensiz bir hayatın içerisindeysek karşı karşıya olduğumuz atmosfer hiç de iç açıcı değildir. Çünkü acele ile yapılan hiç bir iş dinlendirici ve motive edici bir ortamın içerisinde yer almaz. Aceleyle yapılan kek bile istenilen sonucu vermezken, hızlandırılmış gelecek mi kurulur ?

Hayat kimseyi eşit şartlarda ortaya bırakmaz. Elbette bazılarının diğerlerinden üstün noktaları vardır. Fakat hayatın çok da adaletsiz olduğunu söylemek her zaman doğru değildir. Yıllarca programlı ve düzenli çalışmış bir bireyin sahip olduğu sıfatlara kısa sürede ulaşmak isteyen birinin hedeflerini yada hayallerini tekrar sorgulamasını öneriyorum.

Herkes bazı özellikleri bakımından diğerlerinden üstündür. Bu özelliklerini keşfedenler ve bu özellikleri üzerinde çalışıp ilerleyenler başarıya ulaşan insanların bir çoğunu oluşturur. Kimse tesadüf üzeri başarıya sahip olamaz. Tesadüflerin oluşması bile çabayla olur.

Milyonlarca insan her hafta inanmadıkları bir şans oyunu için umutlara kapılırlar. Bir çoğumuz da bu şans oyunlarını zaman geçirmek için kullanırız tutmayacağını bile bile...
Şans oyunundan zengin olmuş birine bile "şanslı" damgası yapıştırılırken tekrar düşünülmesi gerekir. Bir tembel insan topluluğuna her hafta şans oyunu oynamasını söylesek inanın bir çoğu oynamayı unutur
: )))

Demek ki şans deyip geçilen oyunların bile kazananı olmak için bir çaba gerekiyor. Gelecek için de bir çaba gösterilmesi gerekir. Korku, çoğunlukla ne ile karşılaşacağımızı bilmediğimiz anlarda hissettiğimiz bir duygudur. Genelde korkarken aşırı tepkili oluruz yada çaresiz hissederiz. Karışık duygular yaşamak için bulunmaz anlardan biridir korku anlarında olmak...

Gelecek korkusunun bir çok kişi üzerindeki etkisi de bu şekilde açıklanabilir. O güne kadar yapılanların etkileri tam görülememiştir veya yetersiz olduğu düşünülüyordur. Ve gelecek için bu sürümcemedeki eksiklikler daha da artacak mıdır ? İnsanlar tam karar veremediği ve tahmin edemediği dönemeçlere girmekten korkarlar. Zarar görmek, yenilgiye uğramak, beklentilere kavuşamamak ve daha bir çok kaygı...

Daha iyisini bulamayacağını düşünerek pazarın girişinden alışveriş yapan bir teyze, daha ideal birini bulamayacağı korkusuyla evlenen ve sahiplenme duygularını böylece maksimum düzeye çıkaran gençler(bu kitleyi daha sonra ayrıntılı incelemeliyiz :)) ), okullarından istedikleri özelliklere sahip olmadıkları halde mezun olmak isteyen öğrenciler... Daha iyi ve daha çok örnek de verilebilir fakat bunların bile korkunun sebep olduğu yanlışlıkları görmemize yeterli olacağını düşünüyorum.

Gelecekten Korkmuyorum



Peki, sen korkma yada korkmadığını düşün :) Gelecekten korkmuyorum demekle korku yenilmez. Korkunun üzerine giderim deyip oluruna bırakmak da korkuyu yenmez. Gelecek korkusu sadece sistemli ve akıllı bir biçimde yenilebilir.

Geç kalmaktan korkmayanlar



Geç kalmaktan korkmayan birini hayal edin bu kişi çevrenizden biri  olsun, akrabanız, okul yada iş arkadaşınız olabilir. Şimdi bu insanın normal bir haftasını nasıl geçirdiğini hayal edin. O kişi kimdir, cinsiyeti nedir, kaç yaşındadır, neleri sever, neleri sevmez, medeni durumu nedir, nerelidir, nerede doğmuştur hiç birini bilmiyorum. Fakat gelecekten korkmayan birini hayal ettiyseniz, o kişinin iç dünyasında hep mutlu olduğunu göreceksiniz. Çünkü bir rol model hayal ettiniz ve bu rol model etrafınızdaki en iddialı kişiydi(bazı ölçüler bakımından değil,sadece mutluluk üzerine) ve geleceğinden korkmuyordu. Demek ki yetenekleri bakımından kendini mümkün olduğu kadar iyi değerlendirmiş  ve yaşadığı süre boyunca onu mutlu eden şeyleri bulmuş, kendine ulaşamayacağı limanlara sürüklememiş, gemisinin kapasitesini anlamış, yeterli olsa bile rüzgarın ne zaman vurup vurmayacağını tahmin etmiş, kısacası yapabileceğinin en iyisini yapmış, kendi dünyasında bir kaç zafer hazırlamış kendisine... Bu zaferin en büyük ödülü ise "gelecekten korkmadan yaşamak"...

Daha gelişim dönemlerinde pilot, doktor vb. meslekleri yapmak istediğini söyleyen bir çok insanla karşılaşabiliriz. Bu insanların kararlarından vazgeçmelerini sağlayan şeylerin büyük çoğunluğu geleceğe bu meslekler açısından umutsuz bakmalarıdır. Yani o mesleği yapmak için yeteri kadar çalışmadıklarını ve sonuçlarına katlanmaları gerektiğini yavaş yavaş öğrenirler. Zaten bize de "işte hayat" denilirdi. Kısacası en iyi öğretmendir, hayat...





Geç kalmaktan korkmayanlar bilgi kırıntılarıyla bile mutlu olurlar yeri gelince, tabulaşmış doğrularını bile sorgularlar yeni bir bilgiyle karşı karşıya geldiklerinde. Hedeflerine ulaşmak için günlerinden bir bölümü feda etmeye hazırdırlar. Gelişim kitapları okurlar, motivasyonlarını arttırmak için çeşitli etkinliklere katılırlar. İnsan ölümü beklerken bile hazırlanmak ister, hazırlıksız yakalanmak istemez. Her olguya, düşünceye biraz daha yakın olmak için kendilerince yöntemler bulmaya çalışırlar.

Şanslarına inanırlar, şanssızlıklarından bahsederler istediklerinden uzaklaştıkça talihsizlikler olduğunu düşünürler.

Hayatınızı Pazartesi günü yada yarın değiştirmeye başlamayın, hayatınızı değiştirmek istiyorsanız şimdi yapmaya başlayın çünkü" Gelecek, Gelecekte kurulmaz".

25 Ocak 2014 Cumartesi

Gelecekten beklentiniz var - Beklentiler

"Gelecekten beklentiniz var" Telefonlarımızdan gelecekle ilgili tahminleri henüz alamıyoruz. hava durumu ile ilgili beklentilere ulaşabilsek de kafa durumumuz için yapılmış bir uygulama yok gibi. Aslında gelen mesajlardan, ziyaret edilen web sitelerinden, atılan tweetlerden nasıl bir günün içerisinde olduğumuz ve ertesi gün neler yapabileceğimiz gibi bazı çıkarsamalar yapmak zor olmasa gerek...

Her neyse yazılımcılardan sırf doğru tahmin edebilecek mi diye merakımızı giderecek bir uygulama beklentisi içine girmeyelim. Fena fikir değil gibi gelse de buna ihtiyaç gibi bakmamızı sağlayan şey sanırım pazarlamadır. Bir kaç dakika önce birilerinin bizim geleceğimizle ilgili tahminleri olabileceği umurumuzda değilken şimdi bunun gerçekleşse fena olmayacağını düşünmeye başladık. Yersiz bir beklenti diye buna denir sanıyorum...

Yerli beklentiler var mıdır peki ? yerli yani tam zamanında hatırlanmış veya istenmiş ve beklemeye alınmış oluşumlar. Artık beklenti sepetine girdi ve hayatını orada devam ettirecek. Ne zaman bir kırıklığa dönüştü ki bu genelde hayalin beklentiye ters yönde çarpması ile hayal kırıklığına sebep olmasıdır. İşte beklenti orda sona erer. Sepetten çıkar ve yerini yenilerinin doldurması için sepetin beklentiye girmesine bir sebep daha kazandırır. Beklenti sepeti bile yeni bir beklenti için beklenti içine girmişken; yaşamak için sebeplere, adrenalin için doğaya, tutunmak için sevmeye ihtiyacı olan insanlar neden beklenti içinde olmasın ki...

Zaman zaman gerçekleşmesine ihtimal vermediğimiz hayaller kurarız. Hayal olmadığını ispatlamanın tek bir yolu vardır, Onlara ulaşmak. Ulaşamadığımızı hayal edersek, olmayan başarısızlıklarımızdan - ulaştığımızı hayal edersek,  olmayan başarılarımızdan beklenti içerisine girmiş oluruz. Zaman yeteri kadar ilerlediğinde karşılaştığımız şey o mücadelenin final sahnesidir ve maalesef hepsi mutlu bitmez. Fakat sonun iyi olup olmaması ile ilgilenmek çoğu zaman yersizdir. İzle, yeri geldiğinde katıl, kararlarının arkasında dur, sıran geldiğinde bir adım arkada olma, sıran geçmişse arkadakine yardım et öne çıksın... Bırak sonu mutsuz olsun, sen iyi bir final için beklentiye girme, sadece yaşaman gereken anları anlamlı kıl.

Gün içerisinde belki tüm duyguları belirli saatlerde yaşar. Gece yatağımıza girdiğimizde çok az anını hatırlarız.Belki 10-15 saat bir şeyler ile uğraştık fakat bir kaç diyalog bir kaç kare kaldı aklımızda. Eğer kötü bir gün geçirmişsek tekrar olmamasını isteriz, eğer güzel bir gün geçirmişsek bir gülümseme alır yanaklarımızı. Sadece geçirdiğimiz güzel dakikaları hayal ederiz. Ertesi gün tekrar olmasını ister miyiz ? Beklentileri yüksek olan insanlar istemez... "Zaten yeteri kadar iyi bir gündü" der ve ertesi günün daha iyi olmasını isterler. Aynı şey kötümserler için de geçerlidir. Kötü bir gün geçirmişlerdir, fakat daha kötüsünün olmamasını dilemek yerine o gün bittiği için sevinirler. Ertesi günden bile  ne beklersek bekleyelim sonucu tahmin edemiyorsak beklentilerin ne önemi var ? 


Şimdi bilgisayarımızın orta alt kısmındaki markasına bakalım, durup biraz daha bakalım. Bir çok kişinin bilgisayarında bu marka tam ekranın ortasındadır, markayı bulduysanız biraz daha bakın. Gördüğümüz ne olursa olsun, hangi marka bilgisayarla olursak olalım hiç kimse ilk seferde sağ alt taraftaki saati okuyamaz. Saat kaç olursa  olsun kimse önce saate bakıp sonra markaya bakmaz. Neden bakasınız ki ? Sizden sadece markaya  odaklanmanızı istemiştim.

Beklentiler de işte böyledir !! Nerede, ne zaman, kiminle, ne için odaklanmanız gerektiği önem arz eder. Geri getiremediğimiz zaman git gide ilerlerken sepete bir kaç beklenti daha atmanın çok anlamı yoktur.
Arkadaşlıklarınızda geçirdiğiniz zamanın güzel olmasını sağlayın, fakat güzel zaman geçirmeyi beklediğiniz anlamına gelmesin. Çünkü iyi vakit geçirmediğinizde kararlarınızı sorgularsınız. Belki iyi vakit geçirmek için bazen sıkılmak gerekiyordur. Biri sizi seviyorsa bir süre sonra her gün görmeyi beklemeyin. her gün gördüğünüzde hala hergün görmek istemezsiniz. her gün görmek istemediğinizden değil. Geçmişte bir gün "her gün görmek" istemiştiniz ve artık geçmişte değilsiniz. Yeni bir beklenti daha oluşturmanız gerekmektedir. Çünkü kimse yenilenmeden yaşamına devam etmek istemez. İşsizken iyi maaşlı bir iş bulmak çok da önemli değildir. İş bulduğumuzda yeteri kadar süre geçtiğine inanırsak, iyi çalışma koşulları ve iyi bir maaşı hak ettiğimizi düşünebiliriz. Bunlara da sahip olursak daha az çalıştığımız fakat daha fazla maaş aldığımız bir işin beklentisine girebiliriz. Beklentileri sınırlamak rüzgarla dans etmek gibidir. Ne zaman arkamızda bırakacağımızı bilirsek, bizi yeni sulara götürebilir....








Gelecekten tek beklentimiz orada bizden farklı birinin olmasını istemek olsun. Orada bizi bekleyen kişi ona geçmişten bir şeyler götürmemizi istesin, ve o kişi tıpa tıp şu anki halimize benzemesin. Hayalini kurabileceğimiz en korkunç şey, gelecekte bugün olduğumuz gibi biriyle karşılaşmak olur. Her insan yenilenmelidir, yaşamak ancak yenilenerek anlamlı hale getirilir. Her gün yenilenmek için bir fırsattır...

Gerçekte olan ve olmasını istediklerimiz (beklentilerimiz) arasında ne kadar çok mücadele verirsek, hayatımız o kadar anlamlı olur. Beklentilerimiz ve bugünün birbirlerine ne kadar uzak olduğu önemli değildir.

Beklentiler insanın geleceği ile ilgili ipuçlarıdır.

2 Ocak 2014 Perşembe

Yalnızlığın boyutları

Yalnızlığın boyutları  bir kenara dursun, yalnızlık için sözlükler nasıl tanımlamalar yapar, yada tıp dilinde tam olarak nasıl ifade edilir bilmiyorum. Benim için yalnızlık  hissiyat eksikliğidir. Acıkırsam midemi yalnız bırakmışım demektir, tuvaletimi tutuyorsam böbreklerime beynim cevap vermemiş yalnız kalmışlar demektir, bulaşıkları görmediysem mutfak yalnızdır... işte bu kadar nettir benim için yalnızlık.

Hayatımız süresince ne kadar popüler olursak olalım yada olmayalım hepimiz yalnızlık sorgulaması yapmışızdır. Çünkü insanlar her gün birilerinden bir şeylerden çeşitli taleplerde bulunurlar. Bu talepler ne zaman istediğimiz gibi sonuçlanmadı işte o zaman sorgularız. Nerede hatalıyım, neden bu isteğim kabul edilmiyor, neden hayal ettiğim gibi olmadı....

Yalnızlık soğuktur ve gridir. Kimse yalnızlığı güzel cümlelerle açıklayamaz, birine acırken bile en yalnız cümledir yalnızlık daha da ötesi yoktur. Yalnızlıktır işte "yalnız adam" olur "yalnız kadın" olur maalesef "yalnız çocuk" bile oluverir, kurulan acınası cümlelerin içerisinde...

Yalnızlık soyuttur belki birileri çok ilgiden daha da fazlasını hayal eder, yalnızlık hissine kapılır, birileri etrafında kimseyi göremez kalabalığın gürültüsünü özler yalnızlığından dem vurur...

Yalnızlık öyledir ki bir dedenin ağzından duyarız bazen "ahh ne günlerdi o günler" der ve bize yaşadığı anın griliğini tasvir eder aslında anlatmak istediği yıllar yıllar öncesi olmasına rağmen...

Duygu eksiklikleri kronik yalnızlık hissinin habercisidir belki de ... Yalnız kaldığımız günlerde bazı sorularla çıkış arar kendine, şimdi arasam kim benimle ilgilenir ? şimdi çıksam tek başıma mı kalırım ? işten sonra bir şeyler içeyim ama kim gelir ki yanımda ?

İnsanın bazen yalnız kalması çok da anormal değildir. Hayat hepimiz için farklı zamanlarda çalışabilir. Kimileri zamanlarını daha çok önem verdikleri şeylerle geçirmeyi tercih eder. Kimileri yeniliklerin peşinden koşar, bazıları sever bazıları nefret eder ve bazen herkes bizden uzaklaşıyormuş gibi görünebilir. İşte bu tip durumlarda yoğun bir şekilde hissedebiliriz yalnızlığı...

Bazı insanlar yalnızlıkla kendilerini bile avuturlar sanki tek başlarına bir şeyleri yapabilecekmiş gibi yalnızlığı küçümsemektedirler. Profesyonel yalnızlar genelde bu kategorinin vazgeçilmez bireyleridir. Profesyonel yalnızlar demişken "kariyer peşindeyken bir baktım hayat geçip gidivermiş" goygoycularıdır bunlar. Sanki hayat geçip gitmesine izin verilecekmiş bir şeymiş gibi bahsederler...

Kronik yalnızlık üyelerinin de hakkını vermek lazım. Bunlar sosyal medyada da sık sık gördüğümüz ergenliğin etkilerinden kurtulamamış fazla huzur ve fazla sıradanlığın sebeplerini yalnızlığa bağlayıp örtünmeyi kolay bir yol olarak seçen muazzam insanlardır. Duvara sorular sorarlar, halıya bakıp güldüklerini iddia ederler, yatakta çapraz yatmanın mükemmelliğini anlata anlata bitiremezler. Kendilerine yalnızlık nedir, neden yalnızlık hissediyorum diye hiç sormazlar. Sorsalar da bir şeylerin değişeceğini düşünmüyorum da neyse...

Şıpsevdi yalnızlar ise hayatlarının bir dakikasını bile yalnız geçirmek istemeyen genelde dedikoducu tiplerdir. Öyle dedikodu malzemesi oluştururlar ki son sevgililerinin anılarını tam anlatamamışken hemen yenilerini bulurlar. Karakterleri oturamaz böyle tiplerin, nasıl semer vurulursa onu taşımak görevdir bu arkadaşlara.

Kapalı yalnızlar grubu ise tam bir faciadır desek yanlış olmaz. Kapalı yalnızlar tüm dünyaya sırt çevirir ve hayatın gelip kendi problemleri  ile ilgilenmesi gerektiğine inanırlar. "Ah bir joker, bu sefer de gol değil, neyse sen mesgulsun galiba" gibi cümlelerin müdavimidir bu tür insanlar.

Ütopik yalnızlardan da bahsetmeden geçmeyelim bu konuyu. Ütopik yalnızlık insanı sahip olamayacağı ne varsa mutsuzluğunu bu sebeplere bağlar. İstediği arabaya sahip olmadığı için kız arkadaşı yoktur, 10 kilo daha veremediği için erkekler ona bakmaz, ah ulan babası holding sahibi değildir ki, 3-5 milyon doları olsaydı geçen hafta barda tanıştığı kız onunla birlikte olabilirdi... Yalnızlığın en gereksiz versiyonu belki de bunlardır. İş hayatında da sıkça rastlayabiliriz bu tiplere. Genelde dünya devi şirketler kadar başarılı görür kendini ama hala orta büyüklükte bir esnaf olmasının nedenini ise çalıştırdığı nankör insanlara bağlar, patronumuz dünya tatlısıdır, sigortayı yapar, ultra yüksek maaşlar verir, fazla mesaiye zorlamaz, mesai ücretlerini takır takır yatırır ama bu işçiler yok mu bu işçiler hep yüzüstü bırakmıştır patronumuzu o yüzden büyüyememektedir(buna kargaların da güldüğüne eminim :) )

Ütopik yalnızlar olayı paraya, zenginliğe vb şeylere bağlar fakat herşeye sahip oldukları halde bir türlü istedikleri beraberliği yaşayamayan insanlarda vardır.

İşte Ünlü Yalnızlar

Nicole Kidman
Penelope Cruz
Meg Ryan
Britney Spears
Beyazıt Öztürk
Dylan McDermott
Julia Roberts
Ö,ü,