Yalnızlığın boyutları bir kenara dursun, yalnızlık için sözlükler nasıl tanımlamalar yapar, yada tıp dilinde tam olarak nasıl ifade edilir bilmiyorum. Benim için yalnızlık hissiyat eksikliğidir. Acıkırsam midemi yalnız bırakmışım demektir, tuvaletimi tutuyorsam böbreklerime beynim cevap vermemiş yalnız kalmışlar demektir, bulaşıkları görmediysem mutfak yalnızdır... işte bu kadar nettir benim için yalnızlık.
Hayatımız süresince ne kadar popüler olursak olalım yada olmayalım hepimiz yalnızlık sorgulaması yapmışızdır. Çünkü insanlar her gün birilerinden bir şeylerden çeşitli taleplerde bulunurlar. Bu talepler ne zaman istediğimiz gibi sonuçlanmadı işte o zaman sorgularız. Nerede hatalıyım, neden bu isteğim kabul edilmiyor, neden hayal ettiğim gibi olmadı....
Yalnızlık soğuktur ve gridir. Kimse yalnızlığı güzel cümlelerle açıklayamaz, birine acırken bile en yalnız cümledir yalnızlık daha da ötesi yoktur. Yalnızlıktır işte "yalnız adam" olur "yalnız kadın" olur maalesef "yalnız çocuk" bile oluverir, kurulan acınası cümlelerin içerisinde...
Yalnızlık soyuttur belki birileri çok ilgiden daha da fazlasını hayal eder, yalnızlık hissine kapılır, birileri etrafında kimseyi göremez kalabalığın gürültüsünü özler yalnızlığından dem vurur...
Yalnızlık öyledir ki bir dedenin ağzından duyarız bazen "ahh ne günlerdi o günler" der ve bize yaşadığı anın griliğini tasvir eder aslında anlatmak istediği yıllar yıllar öncesi olmasına rağmen...
Duygu eksiklikleri kronik yalnızlık hissinin habercisidir belki de ... Yalnız kaldığımız günlerde bazı sorularla çıkış arar kendine, şimdi arasam kim benimle ilgilenir ? şimdi çıksam tek başıma mı kalırım ? işten sonra bir şeyler içeyim ama kim gelir ki yanımda ?
İnsanın bazen yalnız kalması çok da anormal değildir. Hayat hepimiz için farklı zamanlarda çalışabilir. Kimileri zamanlarını daha çok önem verdikleri şeylerle geçirmeyi tercih eder. Kimileri yeniliklerin peşinden koşar, bazıları sever bazıları nefret eder ve bazen herkes bizden uzaklaşıyormuş gibi görünebilir. İşte bu tip durumlarda yoğun bir şekilde hissedebiliriz yalnızlığı...
Bazı insanlar yalnızlıkla kendilerini bile avuturlar sanki tek başlarına bir şeyleri yapabilecekmiş gibi yalnızlığı küçümsemektedirler. Profesyonel yalnızlar genelde bu kategorinin vazgeçilmez bireyleridir. Profesyonel yalnızlar demişken "kariyer peşindeyken bir baktım hayat geçip gidivermiş" goygoycularıdır bunlar. Sanki hayat geçip gitmesine izin verilecekmiş bir şeymiş gibi bahsederler...
Kronik yalnızlık üyelerinin de hakkını vermek lazım. Bunlar sosyal medyada da sık sık gördüğümüz ergenliğin etkilerinden kurtulamamış fazla huzur ve fazla sıradanlığın sebeplerini yalnızlığa bağlayıp örtünmeyi kolay bir yol olarak seçen muazzam insanlardır. Duvara sorular sorarlar, halıya bakıp güldüklerini iddia ederler, yatakta çapraz yatmanın mükemmelliğini anlata anlata bitiremezler. Kendilerine yalnızlık nedir, neden yalnızlık hissediyorum diye hiç sormazlar. Sorsalar da bir şeylerin değişeceğini düşünmüyorum da neyse...
Şıpsevdi yalnızlar ise hayatlarının bir dakikasını bile yalnız geçirmek istemeyen genelde dedikoducu tiplerdir. Öyle dedikodu malzemesi oluştururlar ki son sevgililerinin anılarını tam anlatamamışken hemen yenilerini bulurlar. Karakterleri oturamaz böyle tiplerin, nasıl semer vurulursa onu taşımak görevdir bu arkadaşlara.
Kapalı yalnızlar grubu ise tam bir faciadır desek yanlış olmaz. Kapalı yalnızlar tüm dünyaya sırt çevirir ve hayatın gelip kendi problemleri ile ilgilenmesi gerektiğine inanırlar. "Ah bir joker, bu sefer de gol değil, neyse sen mesgulsun galiba" gibi cümlelerin müdavimidir bu tür insanlar.
Ütopik yalnızlardan da bahsetmeden geçmeyelim bu konuyu. Ütopik yalnızlık insanı sahip olamayacağı ne varsa mutsuzluğunu bu sebeplere bağlar. İstediği arabaya sahip olmadığı için kız arkadaşı yoktur, 10 kilo daha veremediği için erkekler ona bakmaz, ah ulan babası holding sahibi değildir ki, 3-5 milyon doları olsaydı geçen hafta barda tanıştığı kız onunla birlikte olabilirdi... Yalnızlığın en gereksiz versiyonu belki de bunlardır. İş hayatında da sıkça rastlayabiliriz bu tiplere. Genelde dünya devi şirketler kadar başarılı görür kendini ama hala orta büyüklükte bir esnaf olmasının nedenini ise çalıştırdığı nankör insanlara bağlar, patronumuz dünya tatlısıdır, sigortayı yapar, ultra yüksek maaşlar verir, fazla mesaiye zorlamaz, mesai ücretlerini takır takır yatırır ama bu işçiler yok mu bu işçiler hep yüzüstü bırakmıştır patronumuzu o yüzden büyüyememektedir(buna kargaların da güldüğüne eminim :) )
Ütopik yalnızlar olayı paraya, zenginliğe vb şeylere bağlar fakat herşeye sahip oldukları halde bir türlü istedikleri beraberliği yaşayamayan insanlarda vardır.
İşte Ünlü Yalnızlar
Nicole Kidman
Penelope Cruz
Meg Ryan
Britney Spears
Beyazıt Öztürk
Dylan McDermott
Julia Roberts
Ö,ü,
karma karışık duygular için güzel tanımlamalar olmuş, çok akıcı değil ama açıklayıcı yazı için tesekkur. Sondaki espri olmamış :D
YanıtlaSil