29 Nisan 2014 Salı

Zamana Ait Olmak

Hepimiz birşeylere ait yaşarız, farkında olalım yada olmayalım. Ait olduğumuz şeylerden mutlu olalım yada olmayalım birilerine bir şeylere ait yaşarız hayatımız süresince ve çoğu zaman aitliklerimizi değiştirmek için çaba sarf ederiz.

  • Daha iyi bir iş imkanı sunulur neden daha iyi bir yerde olmalıyım diye düşünmeyiz, değerlendirme kriterlerimize başlangıçtaki koşullarla yaklaşmayız. İşin sonundan ne kadar kazançlı çıkarız ona bakarız..

  • Biriyle birlikte zaman geçirme fırsatı yakalarız, evlilik-flört yada arkadaşlık ne olursa olsun, yalnız olmaktan farkı nedir düşünmeyiz. "Mutlu olur muyuz ?" işte bu sorunun cevabını aramak için başka birinin dünyasını karıştırmaya başlarız

  • Zaten biriyle birlikteyizdir acaba "Daha çok mutlu olur muyuz ?" diye düşünürüz, e sonra nerede o ilk aşk denilir. Artık alışkanlıklar geri-dönüş kapılarını açmayı kolaylaştıran birer çilingere dönüşmüşlerdir.


  • Saçın yıllardır aynıdır, değiştirmek istersin farklı olmadığı için sıkmıştır artık seni, değiştirsen daha güzel olabilirsin belki de farklılıktır güzelleştiren sadece...
 Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Sonuçları çok iyi olmasa da bizi farklılığa iten şey aslında standartlardır. Standartlara ait olmak istemez kimse yada sinir bozucu bir rahatlıkla kabul ederiz normal olmayı

Arkadaşlarınızla konuşmalarınızı düşünün herkes masaya bir kaç özelliğini atar, geçmişte çok iyi şeyler yapmıştır da işler yolunda gitmemiştir, aslında çok iyi bir müzisyen olurmuş da ailesi engellemiştir, yaptığı iş harikadır da kıymeti bilinmiyordur, yada klasik olarak "yazsa roman olur" herkes yazsa roman olur çünkü her hayat farklıdır, önemli olan farklılığı arkadaş sohbetlerinde anlatmak değil, hayata sunmaktır.

Fakat sunmak öyle kolay değildir, kiranı ödemek için çalışırsın, gelecek kaygısı olur biraz birikim yapmak istersin, e yaş ilerler artık yalnız geçmiyordur bir hayat arkadaşı aranır derken yeteneklerimizi sunamayız, sahnede olamamayı kabullenmek gerekir bu durumda, yada sahnede olanları alkışlamak gerekir.

Birşeylere ait olmamak tehlikelidir de aykırı olunabilir, üzerimizde eğreti dursa da aykırı olmak zor değildir, fakat aykırılıkları normal insanlar ne derecede kabul eder yada aykırı olduğumuz konuda normal insanlara ihtiyaç duyar mıyız, mutlu olmaya devam edebilir miyiz, tüm bu sorular bizi bir karara iter ve sonuçları her zaman iyi olmayabilir.

Bill Gates' e sorarlar neden okulu yarıda bıraktınız diye O da cevaplar " Bırakmasaydım şu an microsoftta başarılı bir mühendis olarak çalışıyordum" der. Bu tip insanlar genelde başarısız da olmaz mutsuz da olmaz. Deli dolu kişilerdir çünkü okullarını, işlerini, yaşadıkları şehirleri bıraksalar da hayallerini bırakmazlar. Hayallerini bırakacak kadar cesaretli olan insanlar hayallerini gerçekleştirecek kadar emektar değildirler.

Okula ait olmak ister standartlara çivilemek ister bir çok insan kendini, daha iyi standartlar isteyenler daha azimlidir, daha dirayetlidir de hayalleri başkalarının standartlarından geçer işte bunu farklılık sanarlar.

Yanlış anlaşılmasın kimse farklı olmak zorunda değildir, zaten farklı olmak içinde farklılaşılmaz. İnsanı farklılaştıran tek şey bilgidir. En basitten en karmaşığa bilgilerle devam ettiririz hayatımızı, birisi yeşil rengin bu sene moda olduğunu öğrenir, yeşil giyer. Bir başkası yeni bir telefon alır, özellikleri bakımından farklıdır artık o da farklıdır. Moda veya teknoloji gibi milyonların kullandığı şeyler bile farklılık göstergesi olabilir. İşte o döngüye yeniden girdik, mutlu olmak için farklılık mı yoksa farklı olduğumuz için mi mutluyuz...


Bir markaya ait olmak isteriz, restaurantta çalışalım yada çok prestijli bir bankada çalıştığımız yerin bir çoğuna göre iyi bir yer olduğunu düşünür oraya ait olmaktan mutluluk duyarız, çoğu zaman neden restaurantım yok yada neden bankam yok diyemeyiz. Standartlar oturmuştur tepemize hayallerimizi belirli çizgilerin dışına taşırmamıza izin vermezler. Bizde çalıştığımız yere ait olmaktan mutluluk duyarız.

Tüm bu sorular yada kendimizi arayış dönemi içerisinde geçmişle geleceği kıyaslar hedefler belirleriz. Fakat zamanı unuturuz, oysa ki zaman bizim değil biz zamana aitiz. Ve onun bize sunduklarını sadece değerlendirebiliriz işte bu kadar kısıtlıdır yeteneklerimiz. İnsan zamana ait olduğunu unutmamalı ve geçen her günün hayallerine sadece biraz daha yaklaştıracak yada uzaklaştıracak kadar basit bir ölçek olduğunu göz ardı etmemelidir.