10 Haziran 2015 Çarşamba

Dünyanın Sonuna Doğmak Serisi - Sistemin Kölesi Olmak

Değerli Dostlar,

yıllar yıllar geçti, düşüncemiz birileri tarafından itelendi. Düşündüklerimiz dillere inci olamadı, gördüklerimiz hafızalarda hapis kaldı, duyduklarımız kulaklarda, okuduklarımız beyinlerimizde kaldı. Eleştiriye gelince işin bokunu çıkaranlar olan biz piyonlar, iş icraate geldiğinde oturacak koltuk, yatacak yatak, kaçacak delik aradık.

İsyanlara surat çevirdik, eğlenceye kucak açtık, bize dokunmayanı göz ardı ettik. Yardım isteyeni ileride lazım olur bize diye kurtardık. İşimizin düşmeyeceğine inandıysak elimizin tersiyle gönderdik.

Siktiri hak eden olduğunda  menfaat uğruna eyvallah çektik. Değerleri, inançları, insanı insan yapanları unutup cebimizin derdine düştük. Cebimizin derdi kadar düşündük, onun derdi kadar kıçımızı kaldırdık yerinden, fazlasını isteyenlerimiz gözlerini doyuramadığı kadar ceplerine baktı.

Televoleye suç bulduk gençler uyutuluyor dedik. Sistemin ve hayatın ilerlemesi şu şekilde geçti ve gidiyor.

 - Kitaplar
- Gazeteler
- Radyolar
- Televizyon
- İnternet
- Sosyal Medya

Bu devinim ve haber araçlarının evrimi sonucunda ise her yenilikten öncesi eleştirildi. Nerede radyo dinleyen insanlar denildi tvye bok atıldı. Nerede bilgi ve belgesel değeri taşıyan yayınlar denildi İnternete bok atıldı. Nerede o eski kütüphane mantığı denildi sosyal medyaya, internete kitap okumayana ....

Kim bilebilirdi ki gündemi insanların belirlediği sosyal medya adında bir platformun çıkacağını ve herkesin hayatının özetini bu alana kaydedebileceğini, sistemi suçlayan insanların bir çoğuna bakıyoruz da gündelik hayatlarında pek de değerli bilgi yada uğraşlar ile ilgilendikleri söylenemiyor. Sistemin kölesi olmak, aslında hak ettiğimizin önümüze çizilmesi değil mi ? Bundan önce toplumlar olarak hak ettiklerimiz zor ve kaza bela kaderimiz olarak büyük oyuncular tarafından önümüze serilirken artık bu geleceğin daha kolay çizilmesinden farklı değil mi ?

Nerede o eski bayramlar kafası nerede o eski günlere dönüşse de kimseyi sorgulamamıza gerek yok. Doğan Cüceloğlu'nun dediği gibi ''Gelişen Birey, Gelişen Toplum'' düşüncesi es geçilen yegane gerçek. Yanlşları düzeltmeye kendisinden başlamayan kişiler başkalarını eleştirmekten mutludur ve eleştirmeye de devam edecektir. Sahip olduğumuz siyasi, dini düşünceler başkalarını eleştirmemiz için sahip olduğumuz kanaatler değildir. Çok basit ve unutulmaması gereken bir gerçek olarak; herkes kendi dünyasında en fazla değerin sahibidir ve herkes kendi dünyasını değiştirerek inovatif olabilir. Kendisini dar zihniyetlere hapseden her birey çevresindeki de aynı darlığa hapsettiği gibi seçeceği ve hak ettiği çevrede de bir değişim beklememelidir. Bu dar çevrelerin edindiği yeni çevreler git gide kendilerine ritüel olmuş ve hiç sorgulamadıkları değerleri mantıksız da olsa benimsemeye devam etmektedir.

Moronlar topluluğu da bu şekilde oluşmaktadır. Öğrenen ve bilgilerini sürekli tazeleyen kişiler kendi rehberliklerindeki sorgulamalar ile kendisine benzemediğini düşündüğü çevreden kurtulup yeni arayışlar içerisine girecektir. Dünyanın herhangi bir noktasından yeni bir çevre edinebileceğimiz bu çağda bile hala eleştirdiğimiz eskiye dönüş ve özlem olması aslında git gide kötü olmamızdan başka bir şey değildir.

Eskiden şu vardı ve bu vardı retroculuğu klasik olmaktan çıkmış ve özlem noktasında kahredici düzeylere varmışsa bu durum kişinin geçmişte daha mutlu olduğunun bir göstergesi olmaktan başka bir şey değildir.

Dünyanın sonuna doğduğunu düşünen insanların orta çağlardan beri farklı düşünenler üzerine gitmesi de bu basit olgunun sadece bir sonucudur. Devrinden farklı düşünen insanlar ötekileştirilmiştir. Çünkü bu farklı insanların düşündükleri moronların akıllarına yatsa da kendilerini bu anlamda geliştirmeleri imkansız olduğu ve çarklara zarar vereceği için farklıların cezalanması moronların akıllanmasından iyi olsun ki çarklar dönmeye devam etsin düşüncesini ışıldatmaktadır.

Her fikir, her yenilik eleştirilmelidir. Eleştirilmelidir fakat yerden yere vurulmamalıdır. Dünyanın en zor işlerinden biri değişime ayak uydurmaktır. İnsanı insan yapan değerlere sahip olan biri hiç bir kötülüğü benimsemez ve bunları hayatının içerisinde tutmaz. 30'lu yaşlarına gelen bir kişiyi sistemin kölesi olmakla suçlamasın kimse, otuz yıllık alışkanlıklar ve eylemler kendisini kolaylıkla çürütemez. İnsanlar sahip oldukları duyguları ve bu duygular etrafındaki görüşlerini, hayata bakışlarını kolaylıkla silemez hafızalarından. Dünyanın sonuna doğmak korkusu çivisi çıkan bir toplumun içinde olduğunu düşünmekle alevlenmemelidir. O toplumun davranışlarından rahatsız isen bunda senin de suçluluk payın vardır. Bunun nedeni de gayet basit sen de bu toplumu oluşturuyorsan ve iyi olan özellikleri kendine yapıştırıyor ve gururlanıyorsan kötü özelliklerini de yapıştıracaksın. Dünya dönmeye devam ederken sen nefes almaya devam ederken, eleştiri denilen sakızı gündeme getirmekten vazgeç. Rahatsız olduğun davranışları değiştirmeye kendinden başla, seni örnek alanlar çoğaldıkça bundan mutlu ol. Başkalarını değişmeye zorlama kimseyi senden farklı olduğu için de eleştirme yada övme.

Sistemin kölesi olmak sorgulamamak diye düşünüyorsun da dışlamak da sistemin çarklarını yağlamaktan başka bir işe yaramaz. Köle dediklerin dışlanmışlık korkusu ile hızlanmaya devam eder ve haksızca eleştirdiklerin daha hızlı büyümeye başlar.