tuttuğuna tutmadığını görmeden inanamazsın zaten nasıl inanacaksın, önce tutturmak lazım.
Tavuk yumurta, yumurta tavuk olmadan arkadaşımı beklerken bir konuşmaya arka kapı yaptım. Üç kişi çabaladıkları konular olduğunu ama bir türlü başarılı olamadıklarını anlatıyordu. Klasik hikayelerimiz işte her arkadaş grubunda vardır. Mehmet, ayşeden çok çalışır ama ayşe başarılıdır. Yoksa Ayşe başarılı değil de şanslı mıdır ?
Bu sorudan sonra akla hemen Ayşe'nin şanslı yönleri gelir. Ayşe lisede özel eğitim almıştır da Mehmet almamıştır. Ayşe'nin babasının mesleği Ayşe'nin kariyerinde etkili olmuştur...
Bahane çok ya, eh Ayşe de şanslı Mehmet kafasını duvarlara vursun. Hepimizin yok mu diğerlerinden üstün bir tarafı ? Hepimizin yok mu diğerlerinden kötü bir yanı ? Hepimizin hataları olmadı mı normal insanlardan daha büyük ? ve hepimizin normal insanları bile herkese göre farklı değil mi ?
Normallik de göreceli benim tanımım seninkinden farklıdır. Bana göre normal benim uç olduklarımın yada uç olduğumu düşündüklerimden daha azını yapardır, sana göre de başkalarına göre de bu değişir.
Çünkü etrafımızdakilerle yada gözlemlediklerimizle kıyaslarız sürekli kendimizi. Dünyamız kadar kıyas yapar dünyamız kadar tanırız dışarıyı. Dünyamız ne kadar küçükse o kadar da az tanırız olup biteni...
herhangi bir konu seçip üzerinde yoğunlaşıp başarısız olmak özel tebrik gerektirir. Azimli sıçanın çeşitli materyalleri deldiğine dair atasözümüz bile varken nedir bu şanssızlık yüzünden kaybetmek ?
Şanssızlık yüzünden kaybedenlere bakalım, tek bir konuları yoktur ki geçenlerde markete gitmiştir bu arkadaş önce manav alışverişi yapayım sonra tuvalet kağıdı alayım demiştir. Fakat o da ne 25 adet kampanyalı tuvalet kağıdı manav alışverişi yaparken tükenmiştir. Geriye döndüğünde yoktur 25 tane tuvalet kağıdı, boku bokuna isyan ettirir bu durum arkadaşımızı...
Yine aynı arkadaş tam sigarasını yakmışken birden bire geliverir otobüsü de atmak zorunda kalır yeni yaktığı sigarasını, ah canım benim. hatta herkes aynı ödevi vermişti bizim bu arkadaş kalmıştı sadece o dersten.
Zaten beklediğinin dışında geliştiği için bu olaylar onun aklında kalmıştır aslında da bunun farkında değildir. Tabi bunu anlatamayız arkadaşımıza şanssızdır o bir kere...
bazen de bunları anlatınca artcı arkadaşlarımızdan biri pozitif düşün der. Aslında ''herşeyi görme'' demek ister de tam ifade edemez. Herşeyi görmediğinde başına bu olaylar gelmeyecek değil. Sadece geçmişe takılıp kalmayacaksın demek ister. Çünkü sen takıldıkça asıl sebepleri görmeyeceksin.
Tuvalet kağıdının bitme sebebi senin şanssız olman değil girişte es geçtiğin mağaza elemanın dağıttığı indirim broşürleridir, senin kaldığın derste diğer üç arkadaşın aynı ödevi vermiş ama dördüncü arkadaşla senin numaran ard ardadır. ikinizde kalmışsınızdır aslında, yada senin ödevin kopya olmuştur. Sigarayı yakmasaydın o zaman 10 dakikada bir geliyor işte 20.dakika gecikti bu dediğin otobüsün gelme olasılığı maksimuma ulaştığı için gelmiştir. Yada hiçbiri olmamıştır gerçekten de şanssızsındır aslında, tamam hadi mutlu ol şanssız diyelim sana.
Steve jobs, mark zuckerberg, okay bayülgen, sakıp sabancı vs okusana bu adamların hayatlarını izle belgesellerini hangisi kendisine şanssız der ki ... Elbette ki şanssız zamanları olmuştur ama o kadar çok şey denemişlerdir ki senin hayatına göre normal biri değillerdir artık. Kendilerine sorunca da anlatıverirler başarı hikayelerini çünkü hayalleri şanssızlıklardan kurtulma üzerine değil hedeflerine ulaşma üzerinedir.
Herhangi bir şeyi denediğinde olmadığını düşünüyorsan gerçekçi sebepler bul kendine, şans en çocuksu, en basit, en sıradan sebeptir ki senin hayatını temsil eden kelimeler bunlar. Şanssız derken soyuta sarılmaktan o kadar çok mutlu oluyorsun ki hiç yanından ayırmıyorsun şanssızlığı.
O kadar şanssız olduğunu söyleyenlerin çoğu da hepimizden çok oynar şans oyunlarını, şanssızdır ama yine de şansını denemek ister. Şanssızlığına inancı bile tam değildir, hiçbirşeye inancının tam olmadığı gibi...
İnsan standart olmaya çalışmamalı işte bunu denediği zaman yaşadığını anlar. Deneyeceksin, çabalayıp çalışacaksın ve tutmayacak hayallerin. Tutmadığını gördüğünde daha iyi olacaksın. Daha iyi olamayacağını düşünüyorsan yeni mecralar yeni hayaller arayacaksın kendine, ve tuttuğunda hayallerin tutmadığını gördüğün için olacak. Gördüklerin tecrübe olacak çünkü tecrübe sepetin deneyim ve kazanımlarla dolacak. Şanssızlık gibi hiçlik sepetine yüklemeyeceksin çabalarını, kaybetmek için kaçış kapısı aramayacaksın.
Önce kendini tutunduracaksın hayata sonra hedeflerini, tutmadığında yeni hayaller seçeceksin kendine tutunan şansın değil sen olacaksın.
Armut piş ağzıma düş'çü bir topluma güzel bir ters farkındalık yazısı olmuş. Nitekim ki insanlarımız çalışmaktan ziyade başkalarının başarılarını kıskanır ve kötüler bir hale bürünmüş. Bu yüzden olsa gerek ki artık şans kelimesini çokça duyar olduk. Bir düşünüre sormuşlar; efendim şansa inanır mısınız? Gülümseme ile cevaplamış; şans kelimesi olmasaydı başkalarının başarılarını nasıl açıklayabilirdim ki.
YanıtlaSilYorumunuz ve zaman ayırdığınız için teşekkürler, şanssızlık olmasaydı başarısızlıklarımızı nasıl açıklayabilirdik...
Sil